Rant Anlaşması
Korkusuz Dedektif

Korkusuz Dedektif

SAKLI-GİZLİ KALMASIN

Rant Anlaşması

05 Nisan 2016 - 17:26 - Güncelleme: 05 Nisan 2016 - 23:15

Yazılarıma ister istemez ara vermek zorunda kalıyorum.

Aslında o kadar çok şey var ki yazılacak..

Tam bir konuyu ele alıyorum, bir bakıyorsunuz başka bir konu patlak veriyor.

Hele ki Antalya bu konuda Maşallahı olan şehirlerden bir tanesi.

Nereye elinizi atsanız, elinizde kalıyor.

Bu kadar çok rant ve skandalın olduğu başka bir şehir var mı merak ediyorum.

Ben birkaç tane konuya şöyle üstü kapalı değinmek istiyorum.

Bir kere Süleyman Acar AKP’ye neden geçti?

Hiç arkasını arayan soran var mı?

Ne oldu da dün sövdüğü AKP'ye bugün koşa koşa gitti?

Gerçi onun geçişi seçim zamanından belliydi

Bir sohbette bu Sülo seçimden sonra AKP’ye geçer dediğimde bir arkadaşım bana güldü.

“Adam ana avrat sövüyor geçer mi hiç?“ dedi.

Bende görürsün bak dedim, yine dediğim çıktı.

Sahi bu MHP’liler ne zaman geçecekler AKP’ye?

Gerçi işler tıkırında, karışan görüşen yok ,Rahatlarını bozmaya da gerek yok.

Ama demedi demeyi birisi çıksın hain bunlar desin, hemen soluğu AKP’de alacaklar.

Bahaneye bakıyorlar, zaten Bahçeli’nin de  gideceği yok..

Neyse asıl konumuza gelelim biz.

Bu Yıldırım Beyazıd caddesi üzerinde bir Akaryakıt İstasyonu yapılıyor.

Okulun hemen üstünde, Barların hemen karşısında, Konutların hemen içerisinde.

Tam şehrin göbeğinde akaryakıt istasyonlarına alıştık da bu kadarına da ayıp değil  mi kardeşim?

Kim verdi bu izni bu adamlara?

Neyin karşılığında?

Ve sahipleri kim?

Bir ara şamata kopmuştu hatırlarsınız.

Aynı istikamette bulunan eski sanayi içerisindeki Total, yani Hilmi Beken’e ait Petrol ofisi ile bayağı bir takıştılar.

Hilmi Beken’in oğlu Semih Beken, Antalya’da yerel gazetelerin bazılarını kullanarak bu akaryakıt istasyonun üzerine gitti.

Tabi karşı tarafta atağa geçti, ortalık karıştı.

Çünkü Hilmi Beken’in İstasyonun da kaçak yerlerin yanı sıra Ruhsat sıkıntısı da vardı.

O ona verdi veriştirdi,bu buna verdi veriştirdi.

Baktılar ki olmuyor, kemal Sunal’ın İnatçı filmindeki gibi birlikte hareket etmeye karar verdiler.

Çünkü her ikisinin de sıkıntısı vardı.

Kaldı ki Semih Beken Hiç üşenmedi 2 petrol arasını bile ölçtü, kader buna 4 metre eksik geldi

Yani aynı istikamette bulunan şehir içindeki Akaryakıt istasyonları arası 1 km olma zorunluluğu vardı.

996 metre gelmişti.

Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık misali.

Çaktırmadan her şeyi örtme kararı alındı.

Kimsede üzerine gitmedi.

İyi ama neden?

Nerede bu Kepez Belediyesi?

Nerede bu Büyükşehir Belediyesi?

Nerede diğer yetkililer?

Sayın Türel ağzını açtığında Antalya sevdasından bahsediyor ama her yer talan edilirken nedense sesleri çıkmıyor.

Eğer kendilerinden birileri yoksa işte o zaman gümbürtüyü kopartıyorlar.

Gerçi ben Türel’in samimiyetine hiçbir zaman inanmadım.

Bu kadar Antalya’yı seviyor olsaydı, Alt geçitlere seçimlerden önce izin verir engel olmazdı.

Akaydın’a yarayacak diye hep engel oldu.

Kaldı ki geldikten hemen sonra yaptığı o kadar yol ve kullandığı o kadar asfaltı iyice araştırmak lazım.

Neyse o konuları başka bir yazıda işleyeceğim.

Şimdi buradan sesleniyorum;

Herkes ayağını denk alsın.

Başka Antalya yok ve ben nefesim yettiğince kimseye Antalya’yı yedirmeyeceğim.

Yazılarımı bundan sonra sıklaştıracağım ve herkesin kirli çamaşırlarını tek tek ortaya dökeceğim.

Kıçına güvenen sağlam dursun

 

Bu yazı 2148 defa okunmuştur .

Son Yazılar